Yaşamla Hesaplaşmak ve Ölümle de…

Bu yazım Radikal Kitap ekinde yayımlanmıştır.

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/yasamla-hesaplasmak-ve-olumle-de-390648

“Bütün yaşama cesaretimi ölülerden alıyorum. Anlatılarında yaşadığım ölülerden. Bu kahrolası dünyayı, yaşanır bir dünyaya dönüştürmeyi başarmış ölülerden. Dünyanın ihtiyacı olan, her olguyu vermiş, söylemiş, yazmış ölülerden.” (Tezer Özlü)

Image
© tuğçe ısıyel

Tezer Özlü’nün yetmiş birinci doğum yılındayız bu yıl. Ve kendi kalabalığından kurtulabildiği gün olan 18 Şubat’ta O’nu anacağız. Yaşamın kıyısından selam göndereceğiz Tezer’e. Çocukluğun soğuk bir gecesini daha yaşayacağız evlerimizde. Ölümünün üzerinden tam yirmi sekiz yıl geçmiş olacak yani benim ömrüm kadar. Keşke bilse şu kısacık ömrüme nasıl dokunduğunu, nasıl içime işlediğini.

Tezer Özlü’nün ölüm yıl dönümünde ne kadar da aramızda olduğunu, bizimle nasıl soluklandığını anlatan bir yazı yazacaktım ki, adeta kendimi kendime doğrular bir şekilde, “Tezer Özlü’nün son kitabı çıkmış” dediler. Çok heyecanlandım. Kitapçıya gidip kitabını alana kadar gün geçmek bilmedi. Bir solukta da okuyuverdim.  Yıllardır görmediğim ve sadece eski fotoğraflarıyla, mektuplarıyla idare ettiğim bir sevgilinin aniden çıkıp gelmesi gibi birşey oldu.  Uzun uzun sarıldık birbirimize. Beni kelimeleriyle yeniden sarmaş dolaş etti.

Tezer Özlü’nün Yapı Kredi Yayınlarından çıkan “Yeryüzüne Dayanabilmek İçin” isimli kitabı, yazarın yurtdışında yaşadığı dönemlerde çeşitli dergilere gönderdiği  yazılarından oluşuyor.

Oldukça titiz bir derlemeyle Tezer Özlü’yle hasret gidermemizi sağlayan kişi ise Tezer Özlü’nün kardeşi Sezer  Duru.

Kitap, Tezer Özlü’nün ” yaşamla ve ölümle hesaplaşmak için yazıyorum” başlıklı konuşma metni ile başlıyor;

“Kanımca yazı yazmak coşku, hafif melankoli, taşkınlık  gibi psikolojik bir semptomdur. İnsan yazarlık hastalığını –az da yazsa- sürekli olarak içinde taşır. Ben, bu hastalığa ancak dayanamayacak hale gelince, neredeyse psikoza girecek duruma geldiğimde yazabilen bir hastayım.”

“Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.”

Kitap, bizleri çok özlediğimiz Tezer’in Kafka’sıyla, Pavese’siyle yeniden buluşturuyor. Tezer Özlü’nün Almanya’sına, İstanbul’una doğru kısa bir gezintiye çıkarıyor.  Onun derin iç dünyasına tutunarak  dış dünyaya doğru keskin, duyarlı bakışlarla bakmaya teşvik ediyor. Ömrünü “yaşanılacak bir yaşamın” peşinde geçirmiş bir yazarın, sadece edebiyatla ilgili değil sinema, tiyatro, çeviri sorunları gibi konulardaki düşüncelerini de gün ışığına çıkarıyor. Bu konuları Onunla beraber düşünmeye davet  ediyor.

Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk’dan sonra yazarın son kitabıyla yine kendimize, kaybettiklerimize ve bulduklarımıza çarpıyoruz; yaşamla ve ölümle hesaplaşan yazılara dokunuyoruz.

Tezer Özlü’nün eşine söylediği son söz “Beni yalnız bırakma”  cümlesini anımsarken, bu yeryüzünde yalnız olmadığımızı usulca ama hüzünle  bir kez daha hatırlıyoruz.

Bu kahredici düzene onun satırlarıyla katlanma gücümüzü belki biraz daha arttırıyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s