Adalar Memleketi: Endonezya

Bu yaz hayatımdan bir adalar memleketi geçti. Hem de hiç hesapta yokken.. Soğuk bir akşamda, canım kapı komşum Müge’yle pijamalarımızı giymiş kırmızı koltukta otururken pat diye karar verilen sonra gereği neyse yapılan…Niye orası? Kendi sularımda yüzdürdüğüm öykülere yeni kara parçaları eklensin diye mi? Sanırım. Yorulduklarında çıkıp dinlenebilsinler diye belki.

İsmine “ada” denilen coğrafi oluşum insanın doğasına en uygun düşeni galiba. Sınırları belli, dört tarafı sularla çevrili, pencereleri vapurlardan oluşan…

©tuğçe ısıyel

Şu içimizdeki boşluklar var ya, hani bazen hortlayan, insanı ne yapacağını bilemez bir hale getiren, bizi delirteceğinden korktuğumuz o boşluk hissi. Hah işte o çok kıymetli birşey. Çünkü sana hareket alanı tanıyor. Ancak boşluk olursa hareket edebiliyor insan, dolulukta ise sıkışıp kalıyor. Ada denilen yerlerde işte hep bu hissi duyumsuyorum. Boşluk ama yaratıcı, devingen bir boşluk. Hem dışımda hem içimde… Bu yüzden hemen uyumlanabildiğim yegane yerler hep adalar…

DSC00971
© tuğçe ısıyel

Oralar nasıldı sorusuna cevap veriyorum; yeryüzünün cennete bakan balkonunu hayal etmeniz yeterli. Ama arka bir balkon bu. Karşınıza hiç ummadığınız yerlerden ummadık güzellikler çıkartıveren bir yer. Sizi görünenin ötesine çağıran, dünyanın en mutlu ve en güzel gülümseyen insanlarının hayatına dahil olduğunuz bir yer. Birilerinin hayatına dahil olabilmek her yerde mümkün olmuyor. Ama bazı yerler buna öyle açık ki, size sarıldığı gibi kalp atışlarını hissettirebiliyor.

DSC00670
© tuğçe ısıyel
DSC00862
© tuğçe ısıyel

Maymunlarla, gekkolarla, tütsülerle, tanrılarla, gökyüzüyle oynaştığınız bir yer burası. Pirinç teraslarında yürüyüp, bedeninizi ruhunuza iliklemenizi sağlayan sevimli, yemyeşil bir düğme…  Spirütüellik dilenen batılılara, hayatının aşkını arayan küçük Julia’cıklara çarpıp, halinize ne kadar şükretseniz az olacak bir yer 🙂

DSC00190DSC00310DSC00194

DSC00613
© tuğçe ısıyel
DSC00592
© tuğçe ısıyel

Yaklaşık 20 gün geçirdik Endonezya genelinde. Günlerin bir kısmı Bali ve çevresinde, bir kısmı ise Lombok’taki adalarda geçti. 14 saatlik gökyüzü yolculuğundan sonra dünyanın bir ucundaydık.  Oradaki güneş doğuşunun, buradaki güneş batışı olmasının hissi çok acayip. Bu hissi 3.kez yaşıyorum. Zaman denilen, coğrafi sınırlar denilen şey çok acayip. Yolculuk yapmanın en güzel tarafı, içinde hareket ettiğimiz dünyanın, kendi içimizde bambaşka bir dünyaya doğru akıyor olması ve böylelikle hiçbir şeyin birbirinden ayrı kalamayıp herşeyin başka bir şeyin temsilcisi, tetikleyicisi haline gelmesi. Bir manzaranın ruh halimizde bambaşka çözümlemeler veya bambaşka düğümler yaratması gibi… Sınır denilen şey haritada bir çizgi ama aynı zamanda içimizde bir yerlerde de çizili. Bazı sınırların denize kıyısı var, bazısı dağları yarıp geçiyor, bir kısmı çöllere komşu. Ve yolculuk tüm bu iç-dış sınırlarından geçmeyi sağladığı için çok güzel. Seni sımsıkı tutunduğun konforlu ve bildik alanının dışına çıkardığı için çok besleyici ve unutulmaz. Kendi iç sınırlarını, coğrafi sınırlar üzerinden sana tanıttığı için çok öğretici.

DSC00968
© tuğçe ısıyel

Bali, Endonezya’nın Hindu kısmı; Lombok da Müslüman kısmıydı. 2 dini de çok yakından hissedebildik. Bali’de tütsülendik, Lombok’ta selamünaleyküm’leştik.  Oraya gittiğimizde Ramazan ayıydı ve Lombok’taki kişiler oruç tutuyorlardı. Fakat oruç tutmayanları asla ötekileştiren bir tarafları yoktu. Gayet bikinilerimizle denize girdik ve hiçbir rahatsız edici bakışa maruz kalmadık.

DSC01071
© tuğçe ısıyel

Ve işte Lombok’ta öyle bir yere düştük ki… Tam da burası kağıda kaleme değsin ve dursun bir yerlerde istiyorum. Burası hayatıma giren son ada’m yani Gili Air. Burada öyle büyük büyük atraksiyonlar olmadı, şunu yaptık bunu yaptık gibi şeyler yazmayacağım. Burası daha çok eylemsellikten ziyade, durumsal açılımları olan bir yer oldu. Ama elbette muhteşem yemekler yememizi, harika insanlarla tanışmamızı, yeryüzünde rastlayacağım en masalsı yollarda bisiklet sürmemizi, adanın arka tarafındaki mercanlarla kaplı kumsalı, bir meditasyon sırasında yanıbaşımda resmen konuşan bir gekkoyu hissedip, hayatımın en tuhaf meditasyonunu yaptığımı anmadan geçemeyeceğim.

© tuğçe ısıyel

IMG_1941

Bir de elbette yaz başında kaybettiğimiz Oktay Çakmak’ın anısına yaptığım su altı dalışını. Hiç dalış yapma modunda değilken, hatta sanki Oktay’a ihanet edecekmişim gibi düşünürken birden Oktay’ın “delirme Tuğçe’cim dünyanın dalış merkezinde dalmayıp da nerede dalacaksın” dediğini hayal ettim. Ve sonunda karar verebildim bu cennete bir de suyun altından bakmaya. Ancak brövem yanımda değildi ne yazık ki, neyse ki bir dalış okulunda tanıştığımız Türk dalış hocası Sinan yardımcı oluverdi bana.  Ertesi gün 6-7 kişilik bir grup olarak 19 metreye kadar iniverdik. Ve kocaman kaplumbağalarla, balon balıklarıyla yüzebilme şansına erişmek galiba bu hayatın kocaman bir lütfu oldu bana.  Müge de suyun üstünde şnorkelle aynı keyfi yaşamış. Kafasını sudan çıkaran kaplumbağalarla bir güzel bakışmışlar 🙂

DSC00819
© tuğçe ısıyel
DSC01006
© tuğçe ısıyel
photo by tugceisiyel
© tuğçe ısıyel

Gili Air’ın en unutulmaz tarafı benim için güneş doğuşlarını ve güneş batışlarını bir günlük ritüel olarak hiç kaçırmamaktı. Uykuya ihtiyacım hayret verici bir şekilde azaldı oradayken. Tabii o kadar sağlıklı beslenmeye, temiz havaya azalmasın da ne yapsın canım uykucuğum. Bir günü karşılamak ve uğurlamak çok tılsımlı birşey, resmen başka bir enerji geliveriyor üstünüze ve gününüz acayip bir şekilde anlamlanıp, bereketleniyor. Bir de adada olduğumuz o günlerde şansımıza dolunay vardı. Hem dolunayın asaleti, hem de denizin gel-gitlerine şahit olmamız tam da olmak istediğimiz yerdeyiz hissini uyandırıyordu bizde.

DSC01076
© tuğçe ısıyel

İlk birkaç gün dışındaki tüm akşam yemeklerimizi Warung Padang denilen yerel bir lokantada yedik. Burası Endonezya yemekleri yapan esnaf lokantası gibi bir yerdi. Oruç tutanlar, oruçlarını burada açıyorlardı. Buranın tam karşısında bir camii vardı ve renkli kıyafetleriyle bisiklet sürerek buraya teravih namazı kılmaya gelen insanlar çok tatlı sinematografik bir görüntü oluşturuyorlardı. Burayı bisikletle gezerken tesadüf eseri bulmuştum. Bu lokantadaki ilk akşam yemeğimi yerken, masam bir anda Harvard’dan emekli olmuş bir psikoloji profesörü ve çok tatlı eşi, Rus bir yoga hocası, İsviçreli bir  hemşire, Avustralya’lı bir sörfçü ve birkaç yerli insanla şenleniverdi. Müge malesef bu akşam yanımda değildi, çok yorulduğundan, dinlenebilmek için odaya gitmiştii. Ancak neyse ki Müge’nin kaçırdığı birşey olmadı çünkü sonraki akşamlarda da bu ekip hiç bozulmadan devam etti. Sanki sözleşmişiz gibi herkes aynı saatte ve masanın aynı yerinde oturup yemeğini yiyor, adadaki günlük hallerimizle ilgili havadan sudan konuşulan tatlı bir sohbet başlıyor ve isteyenlerle bu geç vakte kadar orada veya başka bir mekanda devam ediyordu. Bu rutin hal öyle keyifli ve huzurluydu ki…

DSC01262DSC00643 DSC00563

Gece birkaç bardan yükselen eski reggae şarkılarını dinlemenin verdiği keyfi, gecenin bir körü mısır közleyip ikram eden adalı genci hatırladıkça içim kıpır kıpır oluyor yine.

DSC00904
©tuğçe ısıyel

Böyle durmalı, huzurlu bir yerdi Gili Air, sen durdukça başka başka güzellikleri karşına çıkaran acayip büyülü bir yerdi. Oradayken, soluduğum her nefeste hayata karşı eksik sarılışlarımı, eksik bakışlarımı tamamlıyormuş hissine kapıldım.  Ve birleşiverdim yaşamla, daha önce hiç olmadığı kadar… Şimdi özlüyorum işte orayı…

DSC00946 DSC00782DSC00804

Reklamlar

Adalar Memleketi: Endonezya” üzerine bir yorum

  1. Yani demem o ki Tuğçe hanım, yazılarınızın, etkinliklerinizin hitap ettiği toplumsal profili çeşitlendirip, yaşadığımız bu kötülük ikliminin tolere edilmesine daha fazla katkı sunmayı düşünmez misiniz?
    Donanımınız, duyarlılıklarınız, incelikli ve özenli yazılarınız daha geniş kitlelere ulaşsa, genç kuşak etkili beyinler ışık olsa karanlıklara. Bakın bizim ne değerlerimiz var dese, umutsuz insanlar. Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s